Korkan Köyü’nde yerleşim ve aşiretler….

Köyde Sofra (Resim: binlom, 1980)

Ç) AKARSULARI VE SU KAYNAKLARI:

Köyün arazisinde Karerbawa dağının eteklerinde birden fazla kaynak suyu fışkırmaktadır. Bu sular; çok soğuk, tatlı, berrak ve oldukça katıksız sulardır.

ÖNEMLİ KAYNAKLAR:

1)Awa Hesaré:

Karerbawa Dağı’nın batısında köyün üst tarafında fışkıran bir kaynaktır. Suyu görmeye ve içilmeye mahsus bir hayat kaynağıdır.

Köyün hem içme suyunu hem de sulama suyu ihtiyacını karşılıyor.

2)Eniyé Sünneti:

Karerbawa Dağı’nın kuzeyinde doruğa yakın bir yerde akmaktadır. Suyu olağanüstü tatlı, güzel, berrak ve tadı doyumsuzdur. Sünnet deresine hayat vererek akmaktadır.

3)Eniyé waré koy:

Külyan vadisinin üst tarafında, Dağ Yaylası’nın alt tarafında birden fazla yerde fışkırarak akmaktadır.  Külyan Vadisi’nin hayat kaynağıdır. Suyu çok tatlı ve oldukça soğuktur. Vadinin önemli kaynağıdır, Köyün merasında çıktığı için köylünün ortak tasarrufundadır.

4) Eniyé Dal a Taharağay:

Külyan vadisi’nin güney yamacında Bandırbawa Dağı’nın eteğinde fışkırmaktadır. Suyu; katıksız ve tatlıdır. Dal Vadisine boylu boyunca hayat verir. Küçük Dal deresinde de başka kaynaklar mevcuttur.

İrili ufaklı çok sayıda kaynak suyu, topraklarda ve ormanlık alanlarda mevcuttur.

Başlıcalar; Payızgan, Kemer o Belik, Axşane, Eniye Zılé, Awa Tozıki, Awa Dere Xori, Eniyé Dala Kemer Ağay, Eniyé Kortan… Gibi kaynaklar vardır.

ÖNEMLİ AKARSULARI:

En önemli akarsuyu; Külyan Deresi’nin suyu ile Karer Deresi’nin suyudur. Bu sular yazın tamamıyla kuruma noktasına gelerek vadinin aşağı bölümlerinde neredeyse suyu görmenin imkânı yok gibidir.

Zaten Korkan Köyü’nün toprakları; Karer Deresi’nin sularından fazla yararlanma imkânına da sahip değildirler.

D) KORKAN KÖYÜ’NÜN İKLİM DURUMU:

Kürdistan’ın Dersim Bölgesiyle Serhat Bölgesinin geçişinde yer aldığı için genel olarak kışlar; kar yağışlı, uzun ve soğuk. İlkbaharları; yağışlı. Yazları; az yağmur ve serin geçer. Sonbahar mevsimi de; Serin ve aralıklı yağışlıdır.

Yel olarak; Karayel, poyraz ve güney yelleri etkilidir.

Son yıllardaki iklim yapısını çok değişiklere uğradığı, az oranda kar yağdığı da gözlenmektedir.

E) KORKAN KÖYÜ’NDE SOSYAL YAPININ GELİŞİMİ VE GEÇİRDİKLERİ EVRELER.

 1) Köyde Üretim, geçim kaynakları ve Ekonomik Yapı:

Çok eskilerden başlayarak Karer Yöresi’nin özelliğine uygun olarak, köyde tüketim için üretim yapılmış, ama ne yazık ki bu üretim;  hiçbir dönemde de kendisine yetmemiştir.

Toprağın kıtlığı nedeniyle ormanlar yok edilerek yerine tarla oluşturulmuş. Ancak kısa dönemde bu alanlar verimsiz hale gelmiş, buğday veremez konuma gelerek tarla olmaktan çıkmıştır.

Buğday, arpa gibi tahılların ekimine paralel olarak hayvancılık da yapıla gelmiş.

Buğday tarlada, azık hayvanlardan temin edilme cihetine gidilerek, iki üretim alanı, at başı yürütülmeye çalışılmıştır.

Ancak 1950’lerden sonra topraklarda ekim yapma girişiminden vazgeçilerek hayvancılık daha revaca geçmiştir.

1950’lerden sonra nispi olarak ulaşımın kolaylaşması, buğday ve un gibi temel gıda maddelerin kolay yollardan temin edilmesi sonucu köylüleri; başta buğday olmak üzere tahılların ekiminden vazgeçirmiştir.

Daha çok küçükbaş hayvanların beslenmesi cihetine gidilerek mera hayvancılığı yine ilkel tarzda sürdürülmüştür.

Beslenen koyun, keçi ve sığırların yavruları ve kendileri dışarıya satılarak, diğer ihtiyaçlar giderilmeye çalışılmış.

Dolayısıyla tarlalar çayıra dönüştürülerek, beslenen hayvanlara yem temin edilmesi cihetine gidilmiş.

1950’lilerden bu yana da hayvancılık, köylünün temel geçim kaynağı olmuştur. Ama bu üretim dalı tamamıyla ilkel, anadan-babadan görüldüğü şekilde yapılarak devam ettirilmektedir.

Eskiden beri mera hayvancılığı yapıla gelmiş, ırk değişimi, kültür hayvancılığı tercih edilmemiş. Bu da köylülere kazandırmayarak kayıp ettirmiştir.

Son dönemlerde; aileler kendileri için sebze yetiştiriciliğini yapmaktadırlar. Meyvecilik olarak da; elma, armut, ceviz de yetiştirilmektedir.

Özellikle elma, armut ve ceviz ağaçlarının yetişmesi ve ürünün kalitesi oldukça albenidir.

*   *   *

Köylülerin elli yıllık geçmişini çok iyi biliyor ve hatırlıyorum.

Ekonomik durumunun göstergesi küçükbaş hayvanın sayısıyla ölçülürdü. 60 hanelik köyde; 50-100 küçükbaş hayvanı olan aileler zengin olarak nitelendirilirdi. Bu ailelerin sayısı da 5-10 aileyi geçmezdi.

Köylüler; başta temel gıda maddesi olan una sahip olduğunda sorunları da kendiliğinden çözülmüş olur gibiydi.

Kuru ekmeğe muhtaç durumda olan çok sayıda aile de vardı.

Ailemiz, ekonomik durumu; köy ortalamasının üstünde bir aile olarak bilinirdi. Ancak çocukluğumda yani 1950’li yılarda günlük öğünlerde; ekmeğin paylaşıldığını, açlık sınırında olduğumuzu çok iyi hatırlıyorum.

Arpayı öğüterek, ununu; ekmek olarak tüketen çok aile vardı.

Bizde zaman zaman bu nahoş ve yenilmeyen arpa ekmeğinden nasibimizi alıyorduk.

Bu açıklamalardan sonra ekonomik durumunun muhakemesini siz değerli okuyuculara bırakıyorum.

Arıcılık:

Eskilerden beri arıcılık sepet kovanlarda yapıla gelmiştir. Köyün florası arıcılığa elverişli bir konumdaydı. 1975 tarihinden başlayarak,  köyde öğretmen olarak çıkan gençler; fenni arıcılık yapmaya başladılar. Arıcılıkta iyi verimler de alındı, geliştirildi, yaygınlaştırıldı.

Fenni arıcılığı köyde ilk uygulayan ve geliştiren biriyim.

Yıl 1975’ti.

Babamın 4 adet sepet kovanını fenni kovanlara aktararak başladım. Öğretmenliğimin yanı sıra, sabit ve gezginci arıcılığı kesintisiz 25 yıl sürdürdüm. Köyde ve Karer’de fenni arıcılığı yaygınlaşması yönünde katkımın büyük olduğuna inanıyorum.

Balın kalitesi oldukça iyi, kendisine has bir tat ve kokuya sahiptir. Yapılan tahliller sonucunda glikoz oranı bakımında oldukça düşük bir düzeydedir. Bu da kaliteyi daha da yükseltiyor.

Karer’de ve Korkan’da arıcılığın yaygınlaşması ve örgütlenerek üretiminin yapılmasında büyük faydanın sağlanacağına inanıyorum.

Köyde alış-veriş;

Eskilerde Elazığ ve Erzurum İllerine gidilerek ihtiyaçların karşılanması cihetine gidilirmiş. Buralarda ihtiyaçları karşılamak için kervanlarla yolculuk yapılmış. Bu da günlerce süren bir yolculuk demekmiş. Bu yolculuk, çoğu zaman da serüvenlerle bitermiş. Kervanın soyulması, yollardan hastalanarak ölüm, açlık gibi durumlar da yaşanırmış.

Şimdiki alış- verişler Bingöl Merkezi’yle yapılmaktadır.

Zaten az sayıda aile sürekli ikamet etmektedir. Yazlıkçıların tümü emekli olarak yaşamlarını idame etmektedirler.

Ulaşımın kısıtlı, kış mevsiminin uzun ve yoğun kar yağışının olması insanları; ekonomik olarak girişimci yapmasının önündeki en büyük engel olarak duruyor.

İkamet eden aileler; ekonomik standartlar açısında yoksulluk sınırında olduğunu söylemek mümkün.

2) KORKAN KÖYÜNDE YAŞAYAN AİLE VE KABİLELER:

Korkan Köyü’nde yaşayan ailelerin tümü Xormekan Aşireti’ne mensup insanlardır. Ancak yine de adlandırmalar yapılarak ayrışmalar da vardır. Kabile niteliğinde olan bu aileleri şöyle sıralamak mümkün:

a)Feran Ailesi:

Mehemedanlar ve Mustafanlar olarak adlandırılmaktadırlar. Köyün çoğunluğunu oluşturmakta olup Köyü ilk kuran kabiledir.

Mustafanlar; Vorto’ya giden Mustafa Ağa’nın torunlarıdırlar. Babaları İbrahim Ağa; Varto’dan gelerek köye yerleşmiştir.

Mehemedanlar; Darabi Köyü’nden baba ocağından ayrılarak yerleşmişlerdir. Köydeki arazinin önemli bir bölümü kendilerinindir.

Feranlar, Soyad olarak; Yurtsever, Kaplanseren, Cengiz soyadlarını taşımaktadırlar.

b) Qemkanlar:

Feran Ailesi’nden sonra köye gelerek yerleşen Xormekanlardır. Köyde ikinci derecede çoğunluğu temsil ederler.

Soyad olarak; Çalğıran, Toraman, Dalga soyadlarını taşımaktadırlar.

c) Kereşanlar:

Sağiyan Köyü’nden ayrılarak arazi satın alarak yerleşen Xormekan ailesine mensup olan insanlardır.

Soyad olarak; Tandoğan ve Bal soyadlarını taşımaktadırlar.

ç) Seyidler:

Kureyşanlar ile Bawamansuriler vardır. Azınlıkta kalırlar.

Sevin ve Eren soyadlarını taşımaktadırlar.

3) KORKAN KÖYÜ’NDE YERLEŞİM:

Yerleşim iki alanda kümelenmiştir.

Köydeki ailelerin azınlıkta olan bölümü köy merkezinde, büyük bölümü de Külyan ve Goşan mezralarında ikamet etmektedirler.

Yukarda da belirttiğimiz gibi, zamanla köy merkezinden ayrılan aileler; Külyan Vadi’sindeki arazilerin başına evlerini kondurarak yaşamını idame ettirirler. Yalnız Goşan Mezra’sı Tayar Ağa tarafında inşa edilmiştir.

Tayar Ağa; köy merkezine yerleşenlerden sonra Yekmal Köyünden babasının ocağından ayrılarak Goşan’a gelip yerleşir, mezrayı öyle inşa eder.

Vadinin aşağı bölümünden başlayarak mezraları isimlendirecek olursak;

a)Goşan Mezrası:

Mezranın toprakları; köyün en verimli olan kısımdır. Fakat son zamanlarda susuzluk konusunda ciddi problemler yaşamaktadır. Tayar Ağa’nın Yekmal Köyü’nden gelerek inşa ettiği bir mezradır. Tayar Ağa döneminde vadinin tüm suları Goşan’a akmaktaydı. Sonraki dönemlerde vadinin üst bölümlerine yerleşen aileler suları kullanmaya başlaması nedeniyle Goşan’a su yetişmeyerek güzelim mezrada bulunan ağaçların tümü kuruyarak mezra; susuz, ağaçsız kalarak boz kıra dönüşmüş.

Ancak son yıllarda; Goşanlı Hasan YURTSEVER; İzmir’den gelerek dedesinin toprakları üzerinde yeniden bir ev, besicilik için modern sayılabilecek ahır yapmış, meyve ağaçlarını yetiştirme yönünde girişimler başlatmıştır. Goşan Mezrası’na da uzaktan su getirmiş,  dolayısıyla Goşan Mezrası’nın toprakları da yeniden yaşama kavuşmuş gibidir.

Şimdiki durumuyla, goşan Mezrası’nda 3-4 aile yaşamasına karşın geçmişte bu mezrada 10-15 aile yaşamaktaydı.

Mezraya isim veren; “Goşan” Öyküsü;

Söylenceye göre; Goşan Mezrası’nın üst tarafında bulunan Cem Tarlası’nı bir Cotkar bahar mevsiminde kara sabanla sürerek nadasa bırakmaya çalışıyormuş. Yanında bir kervan geçmiş. Kervanbaşı; Cotkar’la ilgilenmiş, tarlanın toprağını da sevmiş, demiş ki;

-Ey Cotkar, bu tarlayı kaç kez sürerek nadasa bırakıyorsun?

Cotkar’da;

-İki kez sürer, otlanırsa, bir de otlarını almak için, üçüncü kez sürerim, diye cevap vermiş.

Kerwanbaşı;

-Güzel, ama sen bunu aralıklı olarak beş kez süreceksin, sana da iki altın bırakıyorum.

-Ben Mılli Beyi’im. Gelecek yıl ekin biçiminde gelir, kontrol ederim. Eğer beş kez sürmediğini görürsem, kulağının kesileceğini de bil, demiş ve gitmiş.

Cotkar, altınlara sevinmiş, tarlayı da sürmüş.

Bir, iki, üç, dört… Derken Cotkar usanmış beşinci kez sürmekten vazgeçmiş. Kendi kendine de;

-Mılli Bey’i bir daha nerede gelecek, gelse bile nere de bilecek ki, demiş.

Tarla Sonbahar’da ekilmiş. Diğer yıl; buğdayın sarardığı, biçim döneminde, kervan çıkmış gelmiş, Mılli Beyi de başında.

Cotkara seslenmiş;

-Kaç kez sürerek ektin, cotkar, demiş.

-Beş kez, efendim, demiş.

-Güzel. O zaman bana getir bir orak, demiş.

Cotkar; orağı getirip vermiş, beye.

Mılli Beyi; tarlanın orta bölümünde bir yerde buğdayı orakla biçmeye başlamış. Kendi ekseni etrafında, biçerek dairemsi bir alan açmış.

Sabit ve ekseninde duran Mılli Beyi; dört avuç dolusu buğdayı biçerek üst üste yığmış. Ekseninde durarak beşinci avucu biçmek için buğdaya uzanmış, ancak yetişmemiş.

Mılli Beyi; Cotkar’ı çağırmış;

-Yalan söylüyorsun Cotkar. Bu tarlayı dört kez sürmüşsün, bak dört avuç dolusu buğday biçtim, kendi eksenimde durarak beşinci avucu biçemiyorum ve buğdaya yetişmiyorum.

-Ama ben sana; sözünü yerine getirmezsen kulağının kesileceğini de sıkı sıkı tembih etmiştim.

Gaddar olan Mılli Beyi, Cotkar‘ın kulağını orada kesiverir.

İşte mezra da ismini; buradan alır. Çünkü “Goş” Zazaca da kulaktır. ‘Goşan’ böylece üretilmiştir.

b)Külyan merkez (Kozan bölümü):

Vadinin orta bölümünde yer alan bir mezradır. Evler; vadinin iki yamacına arazilerin başına konumlanarak yaşamlarını sürdürmektedirler. Bu mezrada eskiden 15 aile ikamet ederken şimdi; 6- 7 aile ikamet etmektedir. Bu ailelerin yarısından fazlası da yazlıkçıdır.

Dal Deresi’nin suyundan yararlanılarak bahçe ve bostanlarını sulamaktadırlar. Buradaki vadinin güneye bakan kuzey; yamaçları tamamıyla meşe ormanlarıyla kaplıdır.

c)Sünnet Bölümü:

Ekilen ve dikilen toprakları azdır. Ancak vadinin Karerbawa eteklerinin tümü ve güney yamaçlar tamamıyla meşe ormanlarıyla kaplıdır. Fakat son dönemlerde kesim yapılarak ormanlar yok edilmiştir.

Meraya yakın ve yaylama yerleri fazladır. Mera hayvancılığına en uygun bölümdür, suyun gözesine yakın olmasın nedeniyle yayladan gelen suyu kullanarak ekim dikime de son zamanlarda önem verilmiştir. Meyve ağaçları, kavak yetiştiriciliği, sebze yetiştiriciliği de yapılmaktadır.

(Devamı: Korkan Köyü’nde gelenekler, yarın….)

Hasan Hoca, 27.09.2011

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>